Teknolojisini sadece kendisi geliştiren ülkeler bağımsızdır

Her gün yüzlerce firmanın kurulduğu ve kurulan her yüz firmadan yetmişinin birkaç yıl içinde kapandığı bir dönemde yaşıyoruz.

Yeni kurulan bu firmalar ya da bir şeyler üretmek amacında olan girişimciler, her ne yaparlarsa yapsınlar ya da her ne üretirlerse üretsinler, bunu; kendi geliştirecekleri teknolojileri, kendi gayretleri ile oluşturacakları know-how ile yapmayı başaramadıkları sürece uzun yıllar yaşayacak firmaların arasına dahil olamazlar.

Ülkemizde, kendi teknolojisini kendisi üretebilen firmaların yok denecek kadar az olduğu günümüzde, önce kendi oluşturmaya mecbur olduğumuz birikimlerimize, teknolojik üretkenliğimize, AR-GE’ ye yatırım yapmalıyız.

Bir firma, eğer bugün bir dünya markası olmayı başarabilmişse, bunun en önemli sebebi AR-GE’sine yaptığı yatırımlardır. Sıfırdan başlayıp da bugün dünyada büyüklüğü hissedilen tüm firmaların ortak özelliği rekabet etme fırsatı veren teknolojileri kendilerinin geliştirmiş olmalarıdır. Bu ülkeler açısından da böyledir.

Bazı ülkeler hiç üretim yapamazlar. Orası sadece bir pazardır. Bu ülkeler her zaman kaybedecekler. Bazı ülkeler ise montaj sanayisi olarak ya da dışarıdan know how alarak üretim yaparlar. Bu ülkelerin de bir yere gelmesi zordur. Oysa, teknolojilerini kendileri geliştiren ve bunu pazarlayan ülkeler, her zaman kazanır. Hiç kuşkusuz Dünya’ya da hükmeden onlardır.

Bizim düşüncemiz. bir ülkenin yada bir firmanın sonsuza kadar yaşaması için 5 ana başlıgı eksiksiz çözmüş olması gerekir.

  1. Girişimcilik ruhu,
  2. Marka ve pazar gücü,
  3. Teknolojisini kendi geliştirme gücü,
  4. Kurumsal Kültür,
  5. Finansman Gücü,

En önemlisi olan ise teknolojisini kendisi geliştirebilme gücüdür. Çünkü, bir ülkenin, yada bir firmanın “ben teknoloji geliştiriyorum” diyebilmesi için, onlarca yıla ihtiyaç vardır. Bizim ülkemiz ise henüz daha başlamamıştır.

Eğer bir kere know how (bilgi) satın alıp, birilerinin lisansıyla üretim yaparsanız, ilelebet kendinizi geliştirme sürecini başlatamazsınız. Lisans verenler diyelim ki 10 yıllığına lisans veriyorlar, verdikleri lisansın en ufak bir çizgisine bile dokunamazsınız. Yaptıkları sözleşmelerle sizi bağlarlar. Onların bilgilerinin dışına taşamazsınız. Hiçbir yeni geliştirme yapamaz ARGE departmanı kuramazsınız. Lisans ve know how verenler sizi kendilerine bağlar ve kendi araştırma geliştirme faaliyetlerini (Ar-Ge) sizin sayenizde sürekli finanse ederler. Onlar her geçen gün çok daha yeni teknolojiler geliştirirken, siz teknolojinin gerisinde geri planda kalırsınız. Onlar zenginleşir, sizler ise o zenginliğin sermayesi olmaktan kurtulamazsınız.

Eğer bir kere know how (bilgi) satın alıp, birilerinin lisansıyla üretim yaparsanız, ilelebet kendinizi geliştirme sürecini başlatamazsınız. Lisans verenler diyelim ki 10 yıllığına lisans veriyorlar, verdikleri lisansın en ufak bir çizgisine bile dokunamazsınız. Yaptıkları sözleşmelerle sizi bağlarlar. Onların bilgilerinin dışına taşamazsınız. Hiçbir yeni geliştirme yapamaz ARGE departmanı kuramazsınız. Lisans ve know how verenler sizi kendilerine bağlar ve kendi araştırma geliştirme faaliyetlerini (Ar-Ge) sizin sayenizde sürekli finanse ederler. Onlar her geçen gün çok daha yeni teknolojiler geliştirirken, siz teknolojinin gerisinde geri planda kalırsınız. Onlar zenginleşir, sizler ise o zenginliğin sermayesi olmaktan kurtulamazsınız.

Teknolojik üretkenlikte iddialı hiçbir ülkenin (son 50 yıl içinde) kendi aralarında savaştıklarına şahit değiliz. Artık savaşların karakteri değişti. Bundan böyle; kendi teknolojisini üreten ülkeler ile, teknoloji üretme zafiyeti olan ülkelerin savaşına şahit olacağız.Tabi savaş ilanını, teknolojide iddialı taraf, ateşkes ilanını ise, vaktiyle ağır bedellerle teknoloji ihtiyacını dışarıdan temin eden (muhtemelen bugün sava ş halindeki ülkeden alınmıştır) taraftan duyacağız.

Gelişmiş ülkeler, kendi aralarında bir daha savaşmamak için tüm tedbirleri almış durumdalar. En büyük tedbirleri ise, tamamlayıcı teknolojilerde birbirlerine bağımlılık oluşturmalarıdır. Öyle ki, pek çok konuda uzmanlıklar bölüşülmüştür (bu konunun detayını bir sonraki yazımda aktarmak isterim).

Kendi kendimize yeteceğimiz ve kendi know how – lisanslarımızı satar pozisyonuna getireceğimiz günü hazırlamak için; hem ARGE gücümüzü geliştirmeli, hem de ülke olarak çok çalışmalıyız. Önce bütünü, sonra da ayrıntıları keşfederek, geleceğin yaşayan ülkesi, bizim ülkemiz, yaşayan firması da bizim firmamız olmalı.

Net olan bir şey var ki;

“Sadece teknolojisini kendi geliştiren ülkeler bağımsızdır”.