AB rekabetçilik ve inevasyon programı ve yenilik aktarım merkezleri – CIP ve IRC’ler

Bilindiği gibi, 1980’lı yılların başlarında Avrupa Birliği, Avrupa’nın bilim ve teknoloji alanında ABD ve Japonya’nın gerisinde kalmakta olduğunu saptayarak, 2020’de dünya lideri olabilmek için yeni bir yaklaşım benimsemiştir. Çerçeve programları Avrupa’nın bilim ve teknoloji alanında etkinliğini arttırma yönünde Avrupa Komisyonu tarafından geliştirilmiş en önemli araçlardan birisidir.

AB, bu çerçeve programları içerisinde bir çok alt program oluşturarak hizmetleri ve araçları farklılaştırma ve yaygınlaştırma yoluna gitmiştir. Hedef, bilimsel ve teknolojik yenilikleri tüm sektörlere farklı araçlar ile yayıp Avrupa sathında, ülkeler arası, bölgeler arası ve sosyal gruplar arası teknolojik gelişmişliği belirli bir seviyenin üstüne çıkarmaktır.

Bu programın bir parçası olarak, 1995 yılında üye ve aday ülkeler arasındaki teknolojik işbirliği artırmak, teknoloji üretimini ve kullanımını teşvik etmek, üretilen teknolojiyi ihtiyacı olan ama üretemeyen başka ülkelere tanıtmak ve o ülkenin kullanımına sunmak amacı ile Yenilik Aktarım Merkezleri Ağı (Innovation Relay Centres IRC Network) oluşturulmuştur. Bu ağ içerisinde bugün 33 ülkede toplam 71 IRC Merkezi bulunmaktadır.

Geçmiş 10 yıl içinde IRC Ağı 110.000 firmaya hizmet verebilen, 13.142 firmaya teknik değerlendirme yapabilen, 4.900 firma uluslar arası etkinliklere katılmasına ve 12.500 ikili görüşme yapılmasına aracılık edebilen bir noktaya gelmiştir.

IRC’lerin amacı, bulunduğu ülkelerdeki sanayicilerin ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri IRC Ağı yardımı ile belirleyerek, yerel firmanın teknolojiye ulaşımını sağlamak ve ülke içerisinde üretilen yeni teknoloji ve teknolojik içerikli ürünleri diğer ülkelere tanıtarak firmalar ve ülkeler arasında teknolojik işbirlikleri oluşturmaktır. Avrupa’nın faklı bölgelerindeki firmalar arası teknolojik düzey farklılığını gidermek, yeni teknolojilerin uygulanması sonucu daha kaliteli ve ucuz ürün ve hizmet üretimi sayesinde firmaların rekabet güçlerini artırmak IRC Ağının misyonudur.

Bu kapsam içinde Türkiye’nin 2002 yılında 6. Çerçeve Programına dahil olması ile, ülkemizde de iki Yenilik Aktarım Merkezi İzmir ve Ankara’da 2004 kuruldu. IRC-Ege (Ege Yenilik Aktarım Merkezi) Ege Üniversitesi koordinatörlüğünde, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) ve Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme Başkanlığı (KOSGEB) işbirliği ile, IRC-Anatolia ise Ankara Merkezli olarak ODTÜ Teknokent koordinatörlüğü’nde Ankara Sanayi Odası ve yine KOSGEB işbirliği ile, Nisan 2004’de Türkiye’de faaliyete geçen iki merkezdir.

Merkez ofisi, Ege Üniversitesi Bilim Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde bulunan IRC-EGE; İzmir, Manisa, Muğla, Balıkesir, Denizli, Antalya, Mersin, Burdur, Isparta, Aydın, Uşak, Afyon, Kütahya ve Çanakkale illerine, IRC-Anatolia ise Ankara Merkezli olarak İç Anadolu ve Adana Bölgesine hizmet vermektedir. Ancak her iki IRC de ihtiyaca yönelik olarak imkanları elverdiğince hizmetlerini tüm ülkeye yayma gayreti içindedirler.

Her iki IRC de, firmaların teknolojik altyapısını güçlendirerek mikro anlamda firma büyümesinde makro anlamda ise ulusal rekabet gücünü artırmak amacı ile çeşitli faaliyetler düzenlemektedir. İlk olarak bir uzman eşliğinde firmalar ziyaret edilerek firmaların teknolojik düzeyleri belirlenmekte ve ortaya çıkan mevcut teknolojik düzeye göre firmalara yeni teknolojiler önerilmekte ve bu teknoloji eğer yurt içinde mevcut değilse IRC-Ağı yardımı ile Avrupa’da aranmakta ve firmaya sunulmaktadır. Benzer şekilde eğer teknolojik değerlendirme sonucunda firmanın Avrupa’da pazarlanabilecek yeni ve özgün bir teknolojiye sahip olduğu belirlenirse, firmanın bu teknolojisine yine IRC Ağı yardımı ile müşteri bulunmakta. IRC Ağı ile hem firmanın tanıtımı hem de yeni teknolojinin tanıtımı yapılmakta.

IRC faaliyetleri sonucu, yerli firmalar yabancı firmalar ile tanışarak teknolojik ortaklıkların yanında ticari işbirlikleri de gerçekleştirmektedirler.

Örneğin, IRC EGE, bugüne kadar diğer IRC’lerin düzenlediği 16 sayıda etkinliğe Türkiye’den 230 firma ile katılmış, ülke içinde 6 uluslararası Proje Pazarı ve çok sayıda firma ziyaretleri düzenlemiş ve bu şekilde 170’nin üzerinde Türk firmasının ve ürünlerinin katılımcı AB firmalarına tanıtılmasına aracı olmuştur. Katılımcı firmaların profilleri hazırlanan kataloglar ile Avrupa’daki 3000 firmaya tanıtılmıştır. Düzenlenen bu etkinliler soncunda birçok firmamız ürünleri ile birlikte tanıtılmış ve 15 adet teknolojik işbirliği ve 5 adet ticari işbirliği sonuçlanmıştır. Bu etkinliklerde başlayan birçok görüşme ise hala devam etmektedir.

Bu işbirliklerinin firmalara ve ülkemize olan katkısı hem imaj hem de ekonomik açıdan oldukça önemlidir. Bilindiği gibi, globalleşen dünyada, ülke kalkınması için en önemli unsur üretim sektörünün gücü ve teknoloji yeteneğidir. Ülkemiz sanayisi bir an önce teknolojiyi kullanabilir ve hatta üretebilir, teknolojik gelişime yön verir hale gelmelidir. Teknolojik gelişmeleri takip edemeyen ve üretim süreçlerinde yeni teknolojileri kullanmayan işletmeler maalesef bu rekabet ortamında başarılı olamayacaklardır. Bu nedenle ülkemiz sanayisinin, IRC’ler gibi teknolojik altyapıyı güçlendirmeyi hedefleyen, teknoloji ile firmalar arasında bir aktarım mekanizmasının halkaları olan kuruluşlara ihtiyaçları vardır.

Altıncı Çerçeve Programı 2006 yılında bitmekte, yerini 2007-2013 dönemi için Yedini Çerçeve Programına bırakmakta ve bu günlerde ülkemiz yetkili organları 7. ÇP’na katılımı tartışmakta. Ancak, bu tartışmaların ve görüşmelerin yoğunluğu içinde küçük bir ayrıntı bir çoğumuzun gözünden kaçmakta. AB bu dönem Çerçeve Programını bölerek, firmaların gelişimini destekleyen etkinlikleri “Rekabetçilik ve İnovasyon Programı- (Competitiveness and Innovation Programme - CIP)” şemsiyesi altında toplama kararı almıştır.

Avrupa’da Rekabetçilik ve İnovasyon CIP ve 7.ÇP ile ortaklaşa desteklenecektir. Söz konusu iki programın birbirinin tamamlayıcısı olması planlanmıştır. Önümüzdeki dönemde (2007-2013) rekabet gücünün arttırılması ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması misyonunda CIP, AB’nin önemli uygulama araçlarından biri olacaktır.

Rekabetçilik ve İnovasyon Programı (CIP) firmalar arası rekabetçiliği destekleyerek, özellikle ekolojik teknolojiler, bilişim teknolojileri, enerji verimliliğini arttırıcı yöntemler ve yeni / yenilenebilir enerji kaynakları alanlarında yeni teknolojilerin ilgili sektörler tarafından benimsenip kullanılmalarını teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu yeni program Avrupa Konseyi’nin Mart 2000’deki Lizbon kararları ile paralel olarak, Avrupa’yı dünyanın en rekabetçi ve dinamik bilgi toplumu haline getirerek sanayi kuruluşlarının yatırım yapmaları için cazip ve uygun bir yer haline getirecektir.

CIP kapsamında geliştirilen yeni araçlar:

  • Yüksek büyüme potansiyeline sahip yenilikçi firmaların finansal olanaklara erişiminin sağlanması
  • KOBİ’lerin işbirliği yapabilmesi için uygun ortamın yaratılması
  • İşletmelerde inovasyonun ve özellikle eko-inovasyonun desteklenmesi
  • İşletmecilik ve inovasyon kültürünün yaygınlaştırılması
  • İşletme ve inovasyon odaklı ekonomik ve idari reformların gerçekleştirilmesine destek sağlanması
  • Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin desteklenmesi
  • Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir toplumların oluşumunda kullanılması

CIP, rekabet edebilirlik ve inovasyonu destekleyen mevcut AB faaliyetlerini bir araya getirmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle programın bazı bölümleri önceki Çok Yıllı İşlemeler Programı (MAP) ile benzerlikler göstermekle beraber, CIP kapsamında birçok yeni araç da geliştirilmiştir. Program kapsamında, ulusal ve bölgesel iş inovasyonu programları arasındaki işbirliklerinin teşvik edilmesi ile KOBI’lerin yaratıcılık, know-how ve diğer üye ülkelerdeki Pazar fırsatlarından bürokratik süreçlere takılmaksızın faydalanmaları hedeflenmektedir. Ayrıca 10 yıllık bir geçmişe sahip ERC ve IRC’lerin birleştirilerek tam kapsamlı hizmet veren “one-stop-shop”lar haline getirilmesi öngörülmektedir.

Ülkemizin, sanayi ve araştırma alanlarındaki öncelikleriyle örtüştüğü görülen CIP’e katılımı ulusal çıkarlarımız doğrultusundadır. Aksi bir karar alındığı takdirde, başta ülkemizdeki iki IRC, 2007 den itibaren AB desteğini alamayacağı gibi, ülkemizin çok ihtiyacı olan yeni IRC’lerin de kurulabilmesi imkansız hale gelecektir. Daha da önemlisi ülkemiz Avrupa’daki teknolojileri yakından izleyerek çift yönlü teknoloji transferine destek olan ve teknolojik güçleri yetersiz olan firmaların rekabet güçlerini arttırmalarına yardımcı olan önemli bir mekanizmadan yoksun kalacaktır.